85. yaşını kutlayan Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş. bünyesinde yayınlanan Yolculuk, Anadolu kültürüne, tarihine, doğasına ve zanaatlarına olan katkılarıyla, gezginlere ışık tutmaya devam ediyor.

 

Anadolu’nun bin bir zenginlikle dolu topraklarında bir kâşif heyecanıyla gezen Yolculuk, bu toprakların bilinen bilinmeyen tüm güzelliklerini, değerlerini, kültürünü gün yüzüne çıkarıyor, kendi insanıyla yeniden buluşturuyor. Bu, kimi zaman yok olmaya yüz tutan bir zanaat kimi zamansa eşsiz bir doğal güzellik ya da özgün bir kültür olarak karşımıza çıkıyor.

 

Türkiye Defteri: Çoruh Vadisi’nin Sessiz ve Issız Güzelliği, Bayburt Yol bazen sürprizdir, bazen hayal kırıklığı; bazen gitmeyi kafaya koyduğunuz yere çıkartır sizi, bazen hiç aklınızda olmayan bir yere. Bazen o yollar Bayburt gibi sakladıkları güzellikleri çıkarırlar önünüze. Bu güzellikleri takdir etmek, sahiplenmek ve kalbinizde gittiğiniz yere götürmek istersiniz. Siz Bayburt’u sevmişsinizdir, Bayburt da sizi… Saat Kulesi, Bayburt Kalesi, Çoruh Nehri, Bayburt taşından yapılan evleri, çeşit çeşit ürüne dönüşen ehramı, Bayburt ötücüsü, yer altı şehri, Baksı Müzesi ve mağaralarıyla Bayburt, daha ilk dakikalarda şaşırtıyor bizi.

Link: http://bit.ly/vDcLWV

 

Yol Üstü: Tarihi, Konaklarında Saklı, Nallıhan

1987 yılında kentsel sit alanı ilan edilen Göynük, eski bir Osmanlı kasabası. Çin Seddi’ni anımsatan surlarıyla Saat Kulesi, huzur dolu Sünnet ve Çubuk gölleri ve tarihî konaklarıyla Göynük, hayatın telaşından sıyrılıp soluklanmak isteyenler için bulunmaz bir yer. Yöresel lezzetleri, doğal güzellikleriyle büyük şehirlerden gelecek olanlar için farklı bir seçenek.

Link: http://bit.ly/umZMQJ

 

Uzak Menzil: Dinyeper’in Batı Yakası

Kiev, 3 milyonu aşkın nüfusu ile Ukrayna’nın başkenti ve aynı zamanda ülkenin eğitim, kültür, bilim, ekonomi ve sosyal merkezi. İdil ve Tuna’dan sonra Avrupa’nın en büyük nehri olan Dinyeper, kenti eski ve yeni Kiev olarak ikiye ayırıyor. Geniş meydanlarında barok mimarisinden örnekler sergileyen Kiev’in eski sokaklarında yürüyüşe çıkın, eşsiz güzelliğiyle geçmişin ruhunu hissedin.

Link: http://bit.ly/uWRVOR

 

İnceleme: Evliya Çelebi 400 Yaşında

“Seyahat ya Resulallah!” Bu sözlerin ardından yarım yüzyıl süren yolculuğuna başladı Evliya Çelebi. 17. yüzyılın ilk çeyreğinde doğan Evliya Çelebi, kimi zaman ulak kimi zaman da elçi olarak Osmanlı topraklarında ve dışında dolaşarak, “Seyahatname” isimli on ciltlik eserini yazdı. Bu yıl 400. yaşı kutlanan Evliya Çelebi ülke genelinde de çeşitli etkinliklerle anıldı.

Link: http://bit.ly/rWp9I6

 

Röportaj: Fethiye’de Bir Aşk Hikâyesi Anlatıcısı, Louis De Bernieres Bu sene mayıs ayında dördüncüsü düzenlenen Fethiye Kültür Sanat Günleri kapsamında “Kanatsız Kuşlar” kitabının yazarı İngiliz Louis De Bernieres, Fethiye’ye geldi. Fethiye’deki antik tiyatroda ve Kayaköy’de söyleşilere katıldı.

Link: http://bit.ly/shHgZR

 

 

Köşe yazısı okumaktan hoşlananlar için Feyza Hepçilingirler, Mehmet Ali Kılıçbay gibi yazarlarımız keyifli konulara yer verirken; “Yemek Kültürü”, “Endemik Bitkiler”, “Sine Yorum”, “Sayfalarda Yolculuk”, “Astroloji”, “Çevre Günlüğü”, “Fotoğraf Teknikleri” gibi sayfalarda da uzman yazarlarımız, alanlarıyla ilgili bilgiler paylaşıyorlar.

 

Aktüel konulara dair haberlere yer verdiğimiz “Güncel” ve “Doğadan Kültüre” sayfalarının yanında Yolculuk’ta pek çok tanıtım sayfası da yer alıyor; birbirinden farklı blog’ları tanıtan “Blog Arkası”, ilginç tasarımlar yer veren “Yaratıcı Fikirler”, yeni çıkan film ve müzik albümlerinin tanıtıldığı “Vitrindekiler” gibi sayfalar ve fazlası Yolculuk’ta sizi bekliyor.

 

Dergimizi www.yolculuk.com.tr’den inceleyebilir, abone olabilirsiniz.

 

İstanbul, 24 Ekim 2011; Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nden bir uluslararası sergi daha: Ergin İnan ve Belçikalı sanatçı dostları Emiel Hoorne ve Enk De Kramer’in eserleri 5 Kasım 2011’den itibaren ziyaretçilerini bekliyor. Açılış tarihi başlangıçta 1 Kasım 2011 olarak belirlenen sergi, Çırağan Sarayı’ndaki yoğunluk sebebiyle 5 Kasım’a ertelendi.

İnsan figürleri, böcekler, kelebekler, gözyaşı damlaları gibi nesneler ve yazıyla bütünleştirdiği kompozisyonları, felsefe oluşturacak bir temel üzerinde betimlenerek, ikonografik ve kültürel imgeler arasında kurulan görsel, simgesel ve mistik ilişkileri yansıtan Ergin İnan desen ve yağlıboya resimleri, Emiel Hoorne dijital işleri ve fotoğrafları, Enk De Kramer ise gravürleriyle bu sergide yer alıyor.

İstanbul’da şimdiye kadar 10’a yakın sergi açan, Türk sanatseverlerin yakından tanıdığı Emiel Hoorne’nin, 2010 yılında İstanbul’da sergilenmiş önemli projesi “Taksim, Oh Taksim” de bu sergiye katılan eserler arasında. Çalışmalarında evrensel gerçeklik illüzyonunu sorgulayıp kültürel göreceliğe hürmet eden bir dünya görüşünü sergileyen ve ülkesinde meşhur bir gravür sanatçısı olan Enk De Kramer’in ise bu Türkiye’deki ilk sergisi olacak.

Bu özel sergi Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisinde 5 Kasım – 13 Aralık 2011 tarihleri arasında günün her saati ücretsiz olarak gezilebilir. Bilgi için: 0212 327 00 12

 

Kempinski Hakkında:

 

1897’de kurulan Kempinski Otelleri Avrupa’nın en köklü lüks otel grubudur. Kempinski’nin kusursuz, kişiye özel servis ve mükemmel konuk ağırlamaya dair zengin mirası, mülklerinin ayrıcalıklı ve özgün oluşlarıyla tamamlanmaktadır.

 

Bugün 29 ülkede 66 beş yıldızlı otelden oluşan bir portföye sahip Kempinski, portföyüne Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya’da yeni mülkler eklemeye devam etmektedir. Her mülk, Kempinski markasının gücünü ve başarısını, kişisel mirasını yitirmeden yansıtmaktadır.

 

Kempinski portföyü tarihi simgesel mülklerden, ödüllü şehir otellerinden, olağanüstü kıyı otellerinden ve prestijli rezidasnlardan oluşmaktadır. Her bir otel, misafirlerinin Kempinski markasından beklediği kaliteyi barındırırken lokasyonunun kültürel geleneklerini de kucaklamaktadır.

 

Global Hotel Alliance’ın (GHA) kurucu üyelerinden olan Kempinski, dünyanın en büyük bağımsız otel ittifakıdır.

 

Ek bilgi için irtibat:

Çiler İlhan, Halkla İlişkiler Müdürü ▪

Çırağan Palace Kempinski İstanbul ▪ Çırağan Caddesi 32 ▪ Beşiktaş ▪ 34349, İstanbul

Tel. +90 (212) 259 03 73 ▪ Faks +90 (212) 259 03 72 ▪ ciler.ilhan@kempinski.com

Rezervasyon ya da daha fazla bilgi için:

www.kempinski.com/press • www.globalhotelalliance.com

 

Herkese açık olan ve elbirliği ile bir şiir oluşturmayı hedefleyen sonsuzsiir.com adresindeki şiir sizleri de katılmaya çağırıyor. Amacımız bir şiir oluşturmaktır.

İşim gereği zaman zaman şehirlerarası yolculuklar yaparım. Bu yolculuklarımda hem okuma hem de yazma fırsatı bulduğum için genellikle otobüs ile yolculuğu tercih ediyorum. Keyifli de oluyor bu yolculuklar.

Ancak son zamanlarda bilet alma ve yer ayırtma işinin internet üzerinden yapılması modası turizm firmalarına bazı sıkıntıları yolcularına yansıtma fırsatı tanıdı.

 

Zaman zaman bu tür tartışmaların otobüste, terminallerde yaşandığına da şahit oldum. Bunlardan birisini de bizzat yaşadım. Seyahatlerimde sık kullandığım ve tercih ettiğim Pamukkale Turizm firması ile yaşadım. 25 Eylül tarihinde Ankara’dan İstanbul’a internetten yer ayırttım. İşi garantiye almak için de İstanbul terminalde bunu ne zamana kadar bilete çevirmem gerektiğini sordum.
Gişedeki görevli bilgisayara girip kontrol yaptıktan sonra bilet saatinden 1 saat öncesine kadar almam durumunda bir sorun olmayacağını söyledi. Ancak  dönüş günüm olan 26 Eylülde bilet saatinden saatler önce rezervasyonu bilete çevireyim, dönüşler de yoğun bir sorun yaşanmasın dedim. İnternetten girdim bir baktım rezervasyonum iptal gözüküyor. İnanamadım, hiç kimse aramadan, eposta filan da göndermeden rezervasyonum iptal edilmişti. Müşteri hizmetlerini aradım durumu izah etmeye çalıştım, birkaç defa telefon kapandı, sanırım hatlarda sorun vardı (!), sonra rezervasyonumu bulamadılar :), sonra kısacası bir türlü yardımcı olamadılar. Yetkili birisiyle görüşmek istedim, pazar günü yetkili çalışmıyordu, niye çalışsın ki, adı üstünde pazar, pazar günü zaten insanlar sorun yaşamaz ki, yaşarlarsa müşteri hizmetlerini aradıklarına pişman edilir olur biter. Hatta Pamukkale Turizm’in müşteri hizmetleri “keyfiniz bilir” diyebilir, Ankara’daki otogarı aramanız istenebilir. Bu telefon trafiğim yaklaşık 14 dakika sürdü, hiçbirşeyi çözemedik ve nihayetinde başka bir firmadan bilet alarak çözüm ürettim.

Daha macera bitmedi: Ertesi gün Pamukkale Turizm’in müşteri hizmetlerinden arandım, aramış olmak için ama. Sonuçta ben başka bir firmadan bilet alarak dönmüştüm, neyi telafi edeceklerdi ki. Yine de iyi niyetliler dedim kendi kendime. Ama öyle değilmiş müşteri hizmetleri beni aramış sorunu çözmek için ama benim verdiğim telefon numarasına ulaşılmıyormuş. Halbuki müşteri hizmetlerini birkaç kere aramak durumunda kaldığım için bu arada müşteri hizmetlerinden bir çağrı gelmişti, ve ben de onları aramakta olduğum için meşgul görünmüştü telefonum. Komedi üstüne komedi resmen.

Sonuçta siz siz olun Pamukkale Turizm’den online rezervasyon yaptırdığınızda dikkatli olun rezervasyonunuz sizden habersiz iptal edilmiş olabilir, ve siz dönüş için başka bir firma bulmak durumunda kalabilirsiniz. Ama sakın müşteri hizmetlerini aramayın, çözüm üretmek yerine size hiç alakası olmayan bir sürü soru sorabilirler, aradığınıza ve de arayacağınıza pişman edebilirler.

 

“Doğumunun 101. Yılında Semiha Berksoy” sergisi Çırağan Palace Kempinski  Sanat Galerisi’nde

İstanbul, 5 Eylül 2011; Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi, 2011 sonbahar sezonunu çok heyecan verici bir sergiyle açıyor: İlk Türk kadın opera sanatçısı, yüksek dramatik soprano, ressam ve tiyatrocu Semiha Berksoy sergisi.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul ve Semiha Berksoy Opera Vakfı işbirliğiyle düzenlenen bu sergide “fenomenal sanatçımız” Semiha Berksoy’un, Sonsuzluğun Aşka Dayanan Birliği, Anne Ressam Fatma Saime, Salome, Ay Işığında Aşk, Ses, Melek, Beethoven, Gören, Macun Hokkası, Karanfilli Kız gibi önemli eserlerinin de arasında bulunduğu 30’a yakın yağlı boya tablo, çarşaf resim ve videoları 15 Eylül’den 25 Ekim’e kadar sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Sergi haftanın her günü ve saati ücretsiz olarak gezilebilir. (0212 326 46 46).

 

Semiha Berksoy Çırağan Sohbetleri’nde Anılıyor

Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nin her yeni sergisi boyunca bir kez düzenlenen  “Çırağan Sohbetleri”nde Eylül ayında Semiha Berksoy anılıyor.

Çırağan Sohbetleri’nin 26 Eylül 2011 Pazartesi günkü konukları; sanatçının kızı ünlü tiyatrocu Zeliha Berksoy, sanatçının torunu Oğul Aktuna, ressam Bedri Baykam, tiyatro eleştirmeni akademisyen yazar Prof. Dikmen Gürün, ünlü tarihçi Prof. İlber Ortaylı ve opera sanatçısı Mesut İktu.

Sohbet saat  19:00’da Çırağan Sarayı’nın Mabeyn salonunda gerçekleşecek.

 

Kempinski Otelleri Hakkında:

 

1897’de kurulan Kempinski Otelleri Avrupa’nın en köklü lüks otel grubudur. Kempinski’nin

kusursuz, kişiye özel servis ve mükemmel konuk ağırlama zengin mirası,  mülklerinin ayrıcalıklılığı ve özgünlüğüyle tamamlanmaktadır.

 

Bugün 28 ülkede 64 beş yıldızlı otelden oluşan bir portföye sahip Kempinski, portföyüne  Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya’da yeni mülkler eklemeye devam etmektedir. Her mülk, kendi mirasını gözden kaybetmeden Kempinski markasının gücünü ve başarısını yansıtmaktadır.

 

Kempinski portföyü tarihi simgesel mülklerden, ödüllü, stil sahibi şehir otellerinden, olağanüstü kıyı otellerinden ve prestijli rezidasnlardan oluşmaktadır. Her bir otel misafirlerinin Kempinski markasından bekleyegeldikleri kaliteyi barındırırken kendi lokasyonun kültürel geleneklerini de kucaklamaktadır.

 

Global Hotel Alliance’ın (GHA) kurucu üyelerinden olan Kempinski, dünyanın en büyük

bağımsız otel ittifakıdır.

 

Ek bilgi için irtibat:

Çiler İlhan, Halkla İlişkiler Müdürü ▪

Çırağan Palace Kempinski İstanbul ▪ Çırağan Caddesi 32 ▪ Beşiktaş ▪ 34349, İstanbul

Tel. +90 (212) 259 03 73 ▪ Faks +90 (212) 259 03 72 ▪ ciler.ilhan@kempinski.com

Rezervasyon ya da daha fazla bilgi için:

www.kempinski.com/press • www.globalhotelalliance.com

 

Uzak Diyarlar -Doğu Notları-, Nazlıhan Göçmen İzgi’nin ilk kitabı. Yaklaşık bir aylık süren Nepal, Hindistan, Pakistan ve İran yolculuğunu kaleme alan İzgi; Park Kitap’tan çıkan Uzak Diyarlar‘da içten bir dille heyecan dolu yolculuğunu okurla paylaşıyor. Okur, yazarın heyecanına, yaşadıklarına ortak oluyor, adeta yazar ile birlikte bir yolculuğa çıkıyor.

 

Nazlıhan Göçmen İzgi’nin kitabı okuru bu dört ülkenin renklerine, dağlarına, çöllerine, yağmurlarına, doğasına, pazarlarına, sofralarına, evlerine davet ediyor. Yazar sadece gördüklerini değil, bu uzun ama kendisine hep kısa gelen yolculukta hissettiklerini de okurla paylaşıyor.

 

Nazlıhan Göçmen İzgi’nin kitabı hayalinde uzun yolculuklar kuranlar ama gitmeye bir türlü fırsat bulamayanlar ile yolculuk planlarını yapmış ve kendilerine yol boyu bir arkadaş arayanlar için ideal.

 

Herkes yolculuk yapmak ister. Ama bu çoğu zaman mümkün olmaz. Ama kitaplar bizi yolculuğa çıkarırlar. Uzak Diyarlar, uzakları merak edenlere sesleniyor. Kitap bittikten sonra okura da, yazarın yeni bir yolculuk kitabını beklemek kalıyor.

 

Uzak Diyarlar-Doğu Notları raflarda yerini aldı.

Kitap Künyesi
Uzak Diyarlar – Nazlıhan Göçmen İzgi
(Doğu Notları – Nepal, Hindistan, Pakistan, İran )
Park Kitap
» Gezi-Anı
» Deneme

Fiyatı : 12,00 TL
Mayıs 2011, 212 sayfa,
ISBN: 9786058832978

 

 

Nazlıhan Göçmen İzgi Kimdir?

 

Nazlıhan Göçmen İzgi, 1961 Kırşehir doğumlu. Orta öğrenimini ve liseyi İstanbul Yeni Levent Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünden mezun olduğu yıl yüksek lisans yapmaya başlayan İzgi aynı yıl özel bir bankada görev alarak çalışma hayatına atıldı. Yüksek lisans tezinde toplumda genel kanıyı oluşturan bazı düşünürlerin kadın hakkındaki düşüncelerini inceledi.

 

Bankada çalıştığı sekiz yıl boyunca tatillerinde doğa ve kültür turlarına katılan Nazlıhan Göçmen İzgi, Türkiye’de iki dağda zirveye çıktı ve uzun mesafeli doğa yürüyüşleri yaptı.

 

İşyerinden bir yıl ücretsiz izin alıp İngiltere’ye dil öğrenimine gitti. Gönüllü alarak bir yıl süresince epilepsili ve otistik çocukların gündelik hayatlarına yardımcı oldu. Bu bir yılda İzgi, İngiltere’nin birçok bölgesini, Fransa, İsviçre ve İtalya’yı gezdi.  Yurtdışından döndükten sonra Nepal- Hindistan-Pakistan-İran gezisine katıldı ve bu gezisini “Uzak Diyarlar- Doğu Notları” adıyla kitaplaştırdı. “Uzak Diyarlar” Park Kitap tarafından Mayıs 2011’de yayınlandı.

 

Evlendikten sonra eşiyle birlikte Kapadokya bölgesine taşındı. Bir süre eşiyle birlikte Sanat Galerisi işletti. Daha sonra bir yıl da İzmir’de yaşayan yazar ve eşi yeniden İstanbul’a dönüş yaptı.

 

Yazmaya ilk olarak ortaokul yıllarında şiirle başladı. Halen İstanbul’da yaşayan Nazlıhan Göçmen İzgi yakın zamanda okurları yeni kitaplarıyla buluşturmayı hedefliyor.

 

Kayıp Draje

Yorum yok

Beş dakikada her şeyin değişebildiği bir dünyada iki buçuk yıl kulağa çok uzun geliyor. Korkarsın, kaçarsın, delirirsin, eskidikçe değerin artar falan filan derken zaman akıp gider öyle… Draje Dergi’nin iki buçuk yılını özetlememiz gerekseydi kuşkusuz bunu başaramazdık. Çünkü bir tarihe sahip olmak istiyorsanız yaşananların önemli bir kısmını el çabukluğuyla ortadan kaldırıvermeniz kaçınılmazdır. Çünkü her özet, unutulmaması gereken tüm detayların gözlerden gizlenmesi için tasarlanmıştır. Çünkü insan, kendini yalnızca hatırladıkları ve sahip olduklarıyla tanımlayan bir yaşam formu… Bir de kaybettiklerimiz var… Unuttuklarımız… Unutmayı seçtiklerimiz demeyiz de yapacak bir şeyimiz yokmuş gibi davranmayı seçeriz nedense… Yalnızca kendi seçimimiz olmayan şeyler kötüdür. Yürüdüğün bir yolda, varmayı umduğun yere varmayı bir türlü başaramıyorsan kaybolduğunu düşünürsün. Yapabileceğin bir şey yok gibidir… Kayboluşundan Karayolları Bölge Müdürlüğü filan sorumludur. Gece seni bir türlü uyutmayan sivrisinek sorumludur. Arpanın suyu sorumludur. Üzümün siyahı… Sorumluluğu üstünden atmak en fazla bir gazete ilanına bakar. Bilmemnemi kaybettim hükümsüzdür…

 

Her kayıp bir cinayetin başlangıcı ya da sonucudur aslında. Bir bütünlüğün telafisi mümkün olmayan şekilde bozuluşudur. Güzel Yunancamızda buna entropi denilmektedir. Her kayıptan bir kazanç elde etmek elbette mümkün olabilir fakat yine de değişen bir şey yoktur. Konu döner dolaşır seçimlerimizde düğümleniverir. Sizin için çok değerli olan bir şeyi beş dakikalığına bir yerde unutmayı denerseniz döndüğünüzde onun artık orada olmayabileceğini de hesap etmeniz gerekmektedir. Çünkü hayat tam olarak böyle bir şeydir. İsteseniz de istemeseniz de her seçim bir vazgeçiştir ve şu hayatta neyi, ne uğruna kaybetmeyi seçtiğimizi hesap etmekten daha hayati bir işimiz asla olmayacaktır. İnanmıyorsanız geriye dönüp bakın ve tüm pişmanlıklarınızın hangi seçimler ve hangi kayıplarla ortaya çıktığına bir göz atın… Bunun adil olup olmadığını tartışmak bize düşmez elbette. Hangi adaletsizlik hallerinde ne kadar payımız olduğunu hesap edecek bir makineye de sahip değiliz zaten. Oysa Kafka’nın bize anlatmaya çalıştığı şey belki de buydu… Şu dünyadan K’yı çekip alırsanız, ortaya adalet duygusundan eser kalmamış bir bütünlük çıkarabilirsiniz. Ve kuşkusuz bu hepimiz adına çok büyük bir ayıp olur…

 

Kayıp Draje, pek çok ağızdan anlatılan bir yol kazası hikâyesi olarak karşınızda. Hep beraber korkan, kaçan, deliren, eskidikçe değeri artan bir grup yabancıdan arta kalan notlar…  Kimi yolunu, kimi aklını kaybetmiş… Zamanın akışını kaybeden de, duruşunu, hafızasını, şusunu busunu kaybeden de gelmiş burada toplanmış gibi… Ve belki de bu satırlar okunurken bahsetmeyi unuttuğumuzu sandığınız bir gerçekten dolayı buradayız. Her kayboluş bir arayışın sonucu ve yeni bir arayışın başlangıcıdır. Tek sorun, neyi aradığımızı henüz keşfedememiş olmamız. Olsun… O kadar kusur kadı kızında da olur demiş atalarımız… Ağızlarına sağlık, o kadar kusuru atalarımıza da çok görmemek lazım. Kayıplar albümümüzde onlara yer vermeyeceksek kime yer vereceğiz ki? Harp malullerine mi? Çocuklu ve hamile kadınlara mı yoksa…

 

Kendisi bilmez ama tüm draje macerası boyunca hep yanımızda olduğu için Mehmet Açar’a sonsuz teşekkürler… Onun sesini Kayıp Draje’ye taşıyan Alper’i ve ses kayıt cihazını da unutmamak gerek… İki buçuk yılda çok yedik, çok içtik, çok hayal kurduk ve iki buçuk yıl, hayal kırıklıklarımızı saymamıza yetecek kadar uzun bir süre değil ne yazık ki. Ve aynı iki buçuk yıl, bir gün büyümeyi başarabilirsek Draje’li yıllarımızı kayıplar hanemizde saymayacağımızdan emin olmamız için yeterli bir süre… Fonda Duman’dan Yalan şarkısı çalarken, Kayıp Draje’yi unutulmaması gereken ve yine de unutmayı seçtiğimiz her şeye ithaf etmek istiyorum. ÇİZGİLİ DRAJE’de görüşmek üzere…

 

Erdinç Yücel – Genel Yayın Yönetmeni

 

85. yaşını kutlayan Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş. bünyesinde yayınlanan Yolculuk, yedi yaşında! Anadolu kültürüne, tarihine, doğasına ve zanaatlarına olan katkılarıyla Yolculuk, gezginlere ışık tutmaya devam ediyor.

Anadolu’nun bin bir zenginlikle dolu topraklarında bir kâşif heyecanıyla gezen Yolculuk, bu toprakların bilinen bilinmeyen tüm güzelliklerini, değerlerini, kültürünü gün yüzüne çıkarıyor, kendi insanıyla yeniden buluşturuyor. Bu, kimi zaman yok olmaya yüz tutan bir zanaat kimi zamansa eşsiz bir doğal güzellik ya da özgün bir kültür olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye Defteri: Bir Kentin Ruhu, Caddeler ve Sokaklar
İşe gidip gelirken, arkadaşlarla buluşmak için geçerken ya da alışveriş yapmak için her gün kullandığımız bu cadde ve sokaklar, yaşadığımız şehrin küçük birer özetidir aslında. Şehrin hemen hemen her noktasından, her özelliğinden bir şeyler barındırırlar. Kimi kozmopolit yapısıyla, tarihiyle kimi kültür-sanat hayatıyla, kimi de mimarisiyle diğerlerinden ayrılır ve öne çıkar. Kentlere ruhunu işte bu sokaklar ve caddeler verir.

Yol Üstü: Sıcacık Bir Anadolu, Boyabat
Sinop’a bağlı tipik bir Anadolu kasabası Boyabat. Karadeniz’in el verdiği yeşilliğinde, yüksekçe bir tepenin üstünde heybetli kalesiyle, konakları, taş sokaklarıyla, sıcak, samimi insanlarının can kattığı, Anadolu’dan bir parça. Sinop’un güneyinde, Çorum sınırına yakın Boyabat, hem tarihî mirasları hem de doğasıyla insanın kalbini çalan, gülümseten, içini ısıtan bir yer.

Uzak Menzil: Sınırsız Olasılıklar Diyarı, Amsterdam
Tarih boyunca neredeyse bütün kentler nehir kenarlarına kurulmuş. Amsterdam’ın ise nehrin içine kurulmuş olduğunu söyleyebiliriz; içine, üstüne, kenarına, her yere! 12. yüzyılda Amstel Nehri’nin kıyısında bir balıkçı kasabası iken, geçen yüzyıllar boyunca nehrin yan kolları ıslak edilmiş, kanallar açılmış. Su ile iç içe, dünyalar güzeli bir kent yaratılmış.

Röportaj: Müziğin Dâhi Bestecisi, Anjelika Akbar
Piyanist ve besteci kimliklerini muazzam bir uyumla harmanlayan Anjelika Akbar, yüzlerce besteye sahip bir dâhi. Sinema, hikâye ve şiir yazmanın yanı sıra birleşik sanatlardan da hoşlanan Anjelika Akbar, birbirinden güzel bestelerinin sırrını şu sözlerle açıklıyor: “Kalbinize öncelikle bir kıvılcım düşer ve daha sonra tüm tecrübelerinizi kullanarak o ilham denilen kıvılcımdan müziği yaratırsınız.”

Özgün Konu: Diyarbakır’ın Hikâye Anlatıcıları, Dengbejler
İnsanlar yaşadıkça kültürler de yaşar; değişir, aşınır ama varlığına devam eder. İnsan, illa ki bir yolunu bulur kültürünü, köklerini yaşatmak, beslemek için. Diyarbakırlıların, yaşadıkları olayları, geçmişlerini, hikâyelerini aktarmakta kullandıkları sözlü kültür de dengbejleri yaratmış, yani hikâye anlatıcılarını.

Röportaj: Ayvalık’taki Kadınların Hayatını Değiştiren Bir Amerikalı
Tara Hopkins, namı diğer Çöp Madam, kadın istihdamıyla geri dönüşümün tam kesiştiği noktadan hareketle hayata geçirilmiş örnek bir projenin mimarı. Uzun yıllar Sabancı Üniversitesi’ndeki Toplumsal Duyarlılık Projeleri Koordinatörlüğü yapan Tara, Ayvalıklı kadınlarla birlikte çöplere yeniden hayat veriyor.

Köşe yazısı okumaktan hoşlananlar için Feyza Hepçilingirler, Mehmet Ali Kılıçbay gibi yazarlarımız keyifli konulara yer verirken; “Yemek Kültürü”, “Endemik Bitkiler”, “İşte Yaşam”, “Sine Yorum”, “Sayfalarda Yolculuk”, “Astroloji”, “Fotoğraf Teknikleri” gibi sayfalarda da uzman yazarlarımız, alanlarıyla ilgili bilgiler paylaşıyorlar.

Aktüel konulara dair haberlere yer verdiğimiz “Güncel” ve “Doğadan Kültüre” sayfalarının yanında Yolculuk’ta pek çok tanıtım sayfası da yer alıyor; birbirinden farklı blogları tanıtan “Blog Arkası”, ilginç tasarımlar yer veren “Yaratıcı Fikirler”, yeni çıkan film ve müzik albümlerinin tanıtıldığı “Vitrindekiler” gibi sayfalar ve fazlası Yolculuk’ta sizi bekliyor.

Yolculuk dergisi, Selçuklu izlerini taşıyan, âşıkların, halk ozanlarının, halk şairlerinin şehri Sivas’ın köklerine iniyor.

Gezgin ruhunu alıp yanına, unutulmaya yüz tutanı gün ışığına çıkarmaya gönül veren Yolculuk; sanata, kültüre ve insana dair olanı paylaşıyor. Ülkenin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her köşesine yer veren Yolculuk, gördüğü güzellikleri ve zenginlikleri her ay çocuksu bir heyecanla okuyucusuna anlatıyor. Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş. bünyesinde çıkan Yolculuk, gönül verdiği Anadolu’nun öyküsünü anlatmaya devam ediyor…

Kökleri çok derinlerde ve sağlam, kültürel anlamda dolu dolu bir kent olan “Sivas”, “Türkiye Defteri” sayfalarında sizleri bekliyor. Nereye baksanız bir zenginlik, bir gelenek, sözlü kültüre yansımış hikâyeler buluyorsunuz. Dipsiz bir kuyu gibi; herkes şair, herkes ozan, herkes âşık. Herkesin söyleyecek bir sözü, hikâyesi, hayata dair kelâmı var. Bir yanda Âşıklar Derneği’nden sazın, sözün nameleri yayılırken, bir yanda dünya nimetlerinden geçmiş bir adamın acı, yaşanmışlık ve bilgelik dolu şiirleri kaplıyor Sivas sokaklarını.

Gezip görmek, dinleyip paylaşmak için; yeni yerler, yeni yüzler, yeni hikâyeler peşinde Bozdağ’ın eteğindeki “Ödemiş” ilçesindeyiz “Yol Üstü” sayfalarında. Ödemişlilerle sohbet edip, mesleğini sürdüren zanaatkârları ziyaret edecek, illa ki Ödemiş köftesinin tadına bakacağız. Gürcüzade Cami ve Ödemiş Müzesi’nin ardından, Birgi’deki Dervişağa Cami, Çakırağa Konağı, Ulu Cami, Birgivi Mehmet Efendi Medresesi ve Kule’yi gezeceğiz.

Sovyet döneminin yara izlerini taşıyan “Tiflis”, yaşlı ve bitik ama onurlu, başı dik ve kendinden emin. Onu merak edip ziyaretine gelenleri kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor. Gürcü insanı şehrin kusurlarını örtmek istercesine öyle sevecen, öyle sıcakkanlı ki şehrin olumsuz yanları iyice ikinci planda kalıyor. “Uzak Menzil” sayfalarında sizi bekleyen Tiflis, küçük bir şehir olmasına rağmen her defasında bir şeyleri ıskalamış olduğu hissini yaşatıyor insana.

Ankara Kalesi’nin hemen yanı başındaki Çengelhan’da, dünyadaki ve Türkiye’deki sanayi ürünlerinden örnekler sergileyen “Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi”, denizcilikten karayolu taşımacılığına, havacılıktan tıbba kadar sanayi devriminin izini sürüyor “Mola” sayfalarında.

“Keşke herkes benim gibi, zevk aldığı bir işi yapsa.” diyen “Didem Akben”, “Röportaj” sayfalarımıza konuk oluyor. Rengârenk kurabiyeleri, kekleriyle gününüze keyif katarken, kıpır kıpır hâli, işini anlatırken gözündeki ışıltısı, öğrenme hevesi ve yaratıcılığıyla da insanı harekete geçiriyor. Bak başka kapılar var hayatta, hep bir yoldan gitmek zorunda değilsin, diyor adeta.

Oynamadan olmaz diyor ve “Etkinlik” sayfalarımızda sizi “Vilac: Tahta Oyuncakların Yüz Yılı” sergisine götürüyoruz. İnsana güven veren sıcaklığı ve canlı renkleriyle, özenle işlenmiş ahşap malzemenin plastik karşısındaki üstünlüğünü duyurmak amacıyla çıktığı yolculukta Vilac, 70’lerin başlarında Fransa’nın “tahta oyuncak uzmanı” konumuna gelmiş.

Köşe yazısı okumaktan hoşlananlar için Feyza Hepçilingirler, Mehmet Ali Kılıçbay gibi yazarlarımız keyifli konulara yer verirken; “Yemek Kültürü”, “Endemik Bitkiler”, “Sine Yorum”, “Sayfalarda Yolculuk”, “Astroloji”, “Fotoğraf Teknikleri”, “Çevre Günlüğü” gibi sayfalarda da uzman yazarlarımız, alanlarıyla ilgili bilgiler paylaşıyorlar.

Aktüel konulara dair haberlere yer verdiğimiz “Güncel” ve “Doğadan Kültüre” sayfalarının yanında Yolculuk’ta pek çok tanıtım sayfası da yer alıyor; birbirinden farklı blogları tanıtan “Blog Arkası”, ilginç tasarımlar yer veren “Yaratıcı Fikirler”, yeni çıkan film ve müzik albümlerinin tanıtıldığı “Vitrindekiler” gibi sayfalar ve fazlası Yolculuk’ta sizi bekliyor.

Dergimizi www.yolculuk.com.tr adresinden online olarak okuyabileceğiniz gibi abone de olabilirsiniz.